Ana Sayfa
 
Web Mail Kullanıcı: Şifre:
Ana Sayfa | Site Ağacı |
TÜRKİYE YÜKSEK İHTİSAS HASTANESİ
Sağlıkta Öncü Hastane
Sağlıklı Yaşamak İçin Sağlıklı Beslenmenin Önemi
 

 

Beslenme, karın doyurmak ya da canımızın istediğini yemek değildir. Gelişigüzel beslenme sağlığı olumsuz etkileyebilir. Beslenme biliminin gösterdiği doğrultuda beslenme, sağlığı olumlu yönde etkiler, verimli yaşam süresini uzatır. Beslenmede amaç; bireyin yaşına cinsiyetine, alışkanlıklarına, sosyoekonomik yapısına, mevcut olan kronik hastalıklarına, çalışma ve özel durumuna göre gereksindiği enerjiyi ve çeşitleri 70-80’ni bulan, besin öğelerinin her birini yeterli miktarda sağlamaktır. Bu amaçlara uygun beslenme biçimi kısaca “yeterli, dengeli sağlıklı ve ekonomik beslenme” olarak tanımlanmaktadır.

Obezite, vücuttaki yağ dokusunun artmasıyla ortaya çıkan önemli bir sağlık sorunudur. Özellikle son yıllarda, yol açtığı birçok kronik hastalığın önlenmesinde, yaşam kalitesinin yükseltilmesinde ve mortalitenin azaltılmasında obezitenin tedavi edilmesinin önemi anlaşılmıştır. Obezitenin sadece irade eksikliğinden doğan istenmeyen bir yaşam biçimi değil kronik bir hastalık olduğu tescil edilmiştir

Vücuttaki yağ dokusunun miktarı kadar dağılımının da önemli olduğu bilinmektedir. Bu gün bilindiği kadarıyla insülin direnci, obezitenin yol açtığı tip 2 diyabet, hipertansiyon, dislipidemi, koroner arter hastalığı arasındaki ilişkiyi sağlayan en önemli faktördür. Yağın abdominal bölgede ve iç organlarda toplanması insülin direncine yol açmaktadır. Bel kalça oranı erkeklerde 0.95, kadınlarda 0.80 olmalıdır. Bu değerlerin üzerindeki değerler abdominal obeziteyi işaret etmektedir. Ayrıca bel çevresi kadınlarda 80 cm, erkeklerde 94 cm’nin üzerine çıkmaması önerilmektedir.

Günümüzde obezitenin artışıyla birlikte gazete ve dergilerde yer alan moda diyetler proteinden zengin, karbonhidrattan fakir bilinçsizce uygulanmaktadır. Bilimsel olmayan moda diyetlerin çoğu ketojenik özelliktedir. Bunun yanında proteini çok sınırlı, enerjinin neredeyse tamamı karbonhidrattan sağlanan diyetler de mevcuttur. Bu tür diyetlerde hızlı kilo kaybının nedeni yağ dokusundan çok, yağsız vücut kitlesinin (kas kitlesi) kaybı ile ilişkilidir. Aynı zamanda uzun süre uygulanması ile negatif azot dengesi oluşturulabilir. Başta protein olmak üzere B grubu vitaminleri, kalsiyum, çinko, demir, fosfor ve magnezyum açısından yetersizdir ve yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmamaktadır.

Obez hastayı tedavi etmenin amacı; vücut ağırlığını azaltmak için yaşam tarzında, özellikle sağlıklı beslenmeye ve uygun fiziksel aktiviteye yönelik uzun süreli davranış değişikliği oluşturmaktır.

Obezite tedavisinde bireye özgü planlanmış diyetlerin önemi büyüktür. Diyet tedavisi obezite tedavisinin temel taşıdır. Diyet tedavisinin amacı; bireyin yaşına cinsiyetine, fiziksel aktivitesine, yaşam şekline ve fizyolojik durumuna uygun besin öğesi gereksinimlerini sağlamak, doğru ve kalıcı beslenme alışkanlığını kazandırmak, hedeflenen ağırlığa yavaş yavaş ulaşmak, geri ağırlık kazanımını önlemek ve özellikle çocuklarda normal büyüme ve gelişmeyi aksatmamaktır.

Obezitenin serum kolesterol düzeyini ve kan basıncını yükselterek koroner kalp hastalığı riski oluşturduğu savunulmaktadır. Beden kitle indeksinin [BKİ: Ağırlık / boy (m2)] 21 kg/m2 den 29 kg/m2’ye çıkması sonucu koroner kalp hastalığı riski 3.3 kat artmaktadır. Obezlerde kalp hastalığından ölüm, obez olmayanlara göre 4 kat daha fazladır. Vücut ağırlığındaki 1 kg’lık artışın koroner kalp hastalığına bağlı ölüm oranında yüzde 1.0-1.5’lik artışa neden olduğu gösterilmiştir. Bu yüzden koroner kalp hastalığından korunmak için BKİ’inin 20-25 kg/m2 arasında tutulması, 30 kg/m2 nin üstüne çıkmaması gerekmektedir. 

Kan yağlarını yükselten dolayısıyla koroner kalp hastalığı riski oluşturan en önemli faktör diyetle alınan yağ asitlerinin arasındaki dengesizliktir. Bu yüzden diyet yağının yağ asidi örüntüsü, 1/3 doymuş, 1/3 tekli doymamış, 1/3 çoklu doymamış civarında olacak şekilde ayarlanmalıdır. Bu dengeyi sağlamak için doymuş yağı çok içeren kırmızı et, yağlı süt ve süt ürünleri diyette çokça yer aldığında, görünür yağ olarak da zeytinyağı ve bitkisel sıvı yağ kullanılmalıdır. Balık kırmızı etten daha az yağlıdır ve yağın çoğu doymamış yağ asitlerinden oluşmuştur. Ayrıca balık yağında bulunan n-3 yağ asitleri (EPA, DHA) koroner kalp hastalığının önlenmesinde yardımcıdır. Diyetle alınan kolesterol miktarı tek başına kan yağlarını arttırıcı değildir. Yumurta sarısının kolesterol içeriği yüksek olmakla birlikte yağın doymuş yağ asidi içeriği kırmızı et ve süt yağından daha düşüktür.

Diyet planı küçük miktarlarda besinler içeren sık öğünlerden oluşmalıdır. Sık öğünler bir yandan diyete bağlı termogenezi (yiyecekler yendikten sonra metabolizmada bir artış olmakta ve metabolizmanın yan ürünü olarak ısı oluşmaktadır. Bu ısı enerji kaynağı olarak alınan karbonhidrat, protein ve yağların sindirim ve emilmesinin karşılığı olup bazal enerjinin ortalama yüzde  10’u kadardır) hızlandırarak enerji harcamasını artırırken, diğer taraftan az öğünlü diyetlerde görülen ve çoğu zaman zayıflama programından vazgeçilmesine neden olan hipoglisemik (kan şekerinin düşmesi) ataklar ve buna bağlı sinirlilik, fenalık hissi, çarpıntı gibi belirtilerin ortaya çıkmasını engeller.

Günümüzde kanser vakaları hızla artmaktadır. Beslenme; kanserin oluşumunu değişik yollarla etkilemektedir. Etkisini bir ürünün ekiminden başlamak üzere toplanması, depolanması, çeşitli işlemlerden geçirilmesi ve bu sırada fiziksel, kimyasal bazı değişimlerin olması ile besinin yabancı maddelerle kontamine olması şeklinde gösterir. Kanser oluşumunda beslenme ve diyetin rolü kadınlar için yüzde 60, erkekler için yüzde 40 olduğu hesaplanmıştır. Ayrıca; pişirme yöntemleri, katkı maddeleri bazı toplumsal ve bireysel alışkanlıklar ve diğer bireysel farklılıkların yanı sıra günlük alınan enerji ile besin öğelerinin miktarı ve bunların birbirlerine oranları hastalığın oluşumunda etkili olmaktadır. Bunların yanı sıra tüketilen besin maddelerinin cinsi ve miktarı bireyin bağışıklık sistemini ve hormonal dengesini değiştirerek de hastalığın oluşumuna neden olabilmektedir.

Taze sebzeleri  yağda kızartma, doğrandıktan sonra bekletme, pişirme suyunu dökme, yıkamadan yeme, pişirdikten sonra bekletme, taze meyveler sıkıp sadece suyunu içme, kesildikten sonra bekletme, yıkamadan yeme, kurubaklagilleri yıkamadan pişirme, ıslatmadan pişirme, az pişirme, pişirme suyunu dökme, tahıllardan makarnayı, haşlayıp suyunu dökme, pirinci, yüksek sıcaklıkta kavurma, iyi yıkamadan pişirme, et, balık, tavuk ateşte çok yakın tutularak pişirme, tütsüleme, dumanlama (nitrozaminlerin oluşumu), yağda kızartma veya kavurma, yumurtanın çiğ yenmesi, hızlı ateşte uzun süre pişirme, yağda kızartma, sütü çiğ içme, 5 dakikadan çok kaynatma, yoğurdun suyunu süzme; yiyeceklerin pişirilmesi ve hazırlanıp tüketilmesinde yapılan en önemli hataların başında yer almaktadır.

Sonuç olarak; obezite tekrar ortaya çıkma potansiyeline sahip, uzun süreli tedaviye ihtiyaç duyan kronik bir durumdur. Bu nedenle zayıflama programı bireye özel, bireyin benimseyip, yaşam tarzı haline getirerek uygulayabileceği, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırabilecek özellikte olmalıdır. Obezitenin tedavisinde yapı taşı diyet tedavisidir. Bunu en etkili bir şekilde yapabilecek donanıma sahip kişi diyetisyendir. Diyetisyenler aldıkları eğitimin gereği olarak beslenme programının ayarlanmasını en uygun şekilde düzenleyebilecek kişilerdir. Ayrıca obezitenin tedavisinde tek başına diyet tedavisi yeterli olmamakta, diyet tedavisinin yanı sıra egzersiz programı ve davranış değişikliği de beraberinde gerekmektedir.

En etkili yaşam biçimi değişiklikleri kuşkusuz uygun vücut ağırlığının korunması ve vücut yağlarının bel çevresinde birikmesinden kaçınılması ve fiziksel aktivitenin arttırılmasıdır.

Sonuç olarak;

·         Obeziteyi önlemek için kaloriyi azaltın, beden hareketini arttırın. Boya uygun beden ağırlığını dengede tutunuz. Beden kitle indeksini (BKİ) yaşam boyu 27’nin üzerine çıkarmayınız.

·         Enerjinin yağdan gelen oranını yüzde 20-30’a indirin. Doymuş yağdan sağlanan enerjiyi yüzde 10 ve altına indirin, çoklu ve tekli doymamış yağ asitlerinden zengin yağ kullanın. Yağı yakmadan yemeklere doğrudan katınız. Yağlı et ve et ürünlerinin yerine yağı az beyaz et tercih ediniz.

·         Günlük kolesterol alımını 200-300 mg altına indirin

·         Diyet posasını arttırın (günde 25-35 gr arasında olacak şekilde olmalıdır). Posadan zengin saflaştırılmamış tahıl ürünleri ve kuru baklagiller ile antioksidanlardan zengin başta narenciye, yeşil ve sarı sebzeler, karnabahar, pırasa, soğan, sarımsak, lahana olmak üzere sebze meyve alımını arttırın. Çeşitli posa türlerinin, özellikle suda eriyebilen posanın, kalp damar hastalıkları, diyabet ve hatta bazı kanser türlerinden korunma ve tedavisinde olumlu etkisinin olduğu bilinmektedir.

·         Basit şeker (çay şekeri, bal, reçel, tatlılar) alımını azaltın. Kompleks CHO’ların alımını artırırken, rafine olanların miktarını azaltınız.  Günlük beslenmede saflaştırılmamış tahıl ürünleri ve kuru baklagillere yer veriniz. Bunun için beyaz pirinç yerine bulgur; beyaz ekmek yerine tam buğday, çavdar, yulaf gibi esmer olanları tercih ediniz. Öğünlerden birinde kurubaklagil tüketiniz.

  • Günlük sebze ve meyve tüketimini arttırınız. Her öğünde 2 porsiyon sebze ve meyve alarak günlük miktarı 6 porsiyon üzerine çıkarınız.

·         Tuz alımını azaltın, günlük tuz alımını 5 gr altına indiriniz. Tuzlanmış, tütsülenmiş, dumanlanmış yiyeceklerden sakınınız.

·         Alkol alımını azaltınız.

·         Yağı az et, balık, tavuk, yağı azaltılmış süt ürünlerini tercih edin.

  • Haftada en az 2 kez balık (somon, uskumru, ton, ringa, sardalye, alabalık) yemeye çalışın.
  • Düzenli fiziksel aktiviteyi yaşam boyu sürdürünüz. . Bu, günde 45-60 dakika yürüyüş şeklinde olabilir.

·         Yağda kızartılmış ve doğrudan ateşte pişirilmiş yiyeceklerin alımını azaltınız. Bu tür yiyecekleri haftada birden daha çok yemeyiniz.

  • Yarım yağlı ve yağsız süt ürünleri kullanarak kalsiyum alımını artırınız. Günlük 2 su bardağı civarında süt, yoğurt tüketiniz.
  • Günlük 2.0 litre kadar su ve sıvı alınız. Bu su, çay ve her türlü bitki çayları, taze sıkılmış meyve suları olabilir.
  • Her türlü besinin iyi yıkanıp temiz olmasına özen gösteriniz.

·         Az yağ eklenmiş sebze, yağsız beyaz et, kurubaklagiller,  yağı azaltılmış süt-yoğurt, meyve ve tam tahılları tüketerek sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanın.

  • Porsiyon büyüklüğünde sağlıklı beslenme için önerilen miktarlara uyun.
  • Tüm besin gruplarındaki yiyeceklerden dengeli tüketin. Besin çeşitliliğini arttırın.

Türkiye Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi Diyet polikliniğine klinik ve polikliniklerden doktor tarafından yönlendirilen hastaların diyetleri, hastalıklarına, biyokimyasal bulgularına, yaşlarına, boy ve vücut ağırlıklarına göre kişiye özel hazırlanıp birebir eğitimleri verilmektedir. Ancak herhangi bir poliklinikte muayene olmadan, rutin tetkikleri yapılmadan sadece zayıflamak için başvuran hastalara bakılamamaktadır.

                                                                                        Dr. Dyt Fatma NİŞANCI KILINÇ



Güncel Haberler
 
Hastanemiz İletişim Bilgileri: Kızılay Sk. 06100 Sıhhıye, Ankara • Tel: 306 10 00 • Faks: 312 41 20
Her hakkkı saklıdır. © 2008 Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Basın Yayın Enformasyon Birimi Tarafından Hazırlanmaktadır.